Kendini Kurtaran Şehir | Kurtuluş’un 100.Yılı’nda Kahramanmaraş

0
47

– 12 Şubat 1967 Çete Bayramı

12 Şubat 2020 Maraşlıların Birinci Cihan Harbi’nden sonra işgalci Fransızlar ve işbirlikçisi Ermeniler’e karşı yediden yetmişe kadın erkek gece gündüz, sokak sokak, canını dişine takarak verdikleri mücadele neticesinde işgalcileri ve işbirlikçilerini Maraş’tan söküp atışlarının 100.yıl dönümüdür.

O günden yakın tarihlere kadar Kahramanmaraş’ta kurtuluş şenlikleri haftalar öncesinden başlar ve 12 Şubat sabahı coşkulu bir geçit töreniyle devam ederdi. 

Kahramanmaraş’ın Afşin ilçesindenim. Daha Afşin Bey İlkokulunda öğrenciyken 23 Nisan Milli Egemenlik Bayramlarına çete kıyafetiyle katılmıştım. Ortaokul ve liseyi 1964-1969 yılları arası Maraş’ta parasız yatılı olarak okudum. Dolayısıyla o yıllardan şahit olduğum 12 Şubat kutlamalarının bütün coşkusunu her yıl dönümünde adeta yeniden yaşarım. 

Kutlamalar haftalar öncesinden başlar, mahallelerin ve Bertiz, Dereboğazı, Kerhan, Hartlap ve benzeri bölgelerdeki köylerin delikanlıları ninelerinin sandıklarında kutsal birer emanet gibi saklanan sırmalı gömlekleri, şalvarları, abaları, poşuları, keçe başlıkları ve fesleri büyük özenle çıkarırlar, giyinip kuşanırlar, aynı şekilde evin gizli köşelerinde saklanan mavzerler, toplu tabancalar çıkarılıp kuşanılırdı. Köylerin burma bıyıklı gençlerinin yanı sıra bıyıkları yeni terleyen delikanlıları da yüzleri al al köylerden şehre doğru davul zurna eşliğinde silahlar atılarak tıpkı Milli Mücadele günlerinde Maraş’taki çetelere yardıma gidiyormuş gibi heyecanlar dorukta şehre doğru yürüyüşe geçerler onları Maraş’ın girişinde yine silahlar atarak mahallelerin çeteleri coşkuyla karşılardı. 

Aynı şekilde mahallelerde bütün masraflarını muhtarların veya mahalle eşrafının karşıladığı çete grupları oluşturulur, milli kıyafetler  ve ecdad yadigarı silahlar kuşanılır, davul zurna eşliğinde halaylar çekilir, naralar, silahlar atılırdı. 

İki ayrı mahallenin çeteleri bir kavşakta karşılaştığında birbirine saygıyla yaklaşır, davul zurnanın ritmine uygun olarak oynanan oyunlar ve çekilen halaylar gençlerin vakur duruşları ve dikkatleriyle sanki bir dini ayinin rükunlarını yerine getiriyormuşçasına derin bir huşu içinde icra edilirdi. 

Şenliklerin başladığı günler öncesinden 12 Şubat akşamına kadar çetelerin giyim kuşamlarının yanı sıra yemek ve sair ihtiyaçlarını (bazı gençlerin ısrarla istedikleri müskiratları, sigara tütün dahil, havaya atılacak mermileri) karşılama görevi mahalleliye aitti. Bu mesele o mahallenin şeref ve itibarı addedilir ve her mahallenin muhtarı ve eşrafı ‘’en iyi çeteleri biz çıkardık’’ diye övünürlerdi.

Kurtuluş günü gelip çattığında sabahın en erken saatlerinden itibaren Kahramanmaraş’ın ilçelerinden ve çevre köylerinden akın akın gelen on binlerce insan resmi geçidin ve gösterilerin yapılacağı Trabzon Caddesi, İstasyon Caddesi (şimdiki Azerbaycan Bulvarı)’nı  ve Kıbrıs Meydanı’nı, doldurur, bu caddelerin kaldırımları ve caddelerin kenarındaki binaların damları, çatıları hıncahınç kadın-erkek insanlarla dolar taşardı.

Devlet ricalinin bulunduğu şeref tribünlerin önünden bütün sivil toplum kuruluşları, ilk ve orta dereceli okulların öğrencileri, sanayiciler, gaziler, kuvay-i milliye derneği mensupları resmi geçitten geçer, biraz sonra ahalinin genizlerini barut kokusuyla yakan binlerce, on binlerce merminin atıldığı (havaya ateş edildiği) çetelerin resmi geçidi başlardı. 

Şenliklerin başladığı ilk günlerden 12 Şubat akşamına kadar ne jandarma ne polis yetkilileri bu silahları taşıyanlara ve havaya ateş edenlere -kurtuluş gününün şerefine- ruhsat sormaz ve asla müdahale etmezlerdi. 

Temsili olarak Ulu Camii’de Cuma hutbesine çıkan Rıdvan hocanın ‘’kalesinde düşman bayrağı dalgalanan bir millete Cuma namazı farz değildir.’’ haykırışı yeri göğü inletir ve bu çağrı ile galeyana gelen Maraşlıların dört bir yandan dalga dalga ve “Allah Allah!” nidaları ile Maraş Kalesine tırmanışı ve kaleye Türk Bayrağının yeniden çekilişi canlandırılırdı. 

Maraş’ta yeni yetişen her delikanlının rüyalarını 12 Şubat kurtuluş gününde çete kıyafetiyle şenliklere katılma hayali süslerdi. Nitekim biz de Kahramanmaraş Lisesi 2.sınıf öğrencisiyken eş dosttan temin ettiğimiz bir siyah şalvar, bir ipekli poşu, ayaklara körüklü çizme, üste beyaz gömlek, bir paslı kılıç ve başına da bir keçe külahla bu şenliklere katılmıştık. Daha sonra da pansiyonda paralı yatılı okuyan Maraş’ın zengin ailelerinden birinin oğlunun giydiği çok süslü sırmalı giyecekleri ödünç alarak bu kıyafetle de bir fotoğraf çektirmiştim. 

Bu sene kurtuluş şenliklerinin Sayın Cumhurbaşkanının himayelerinde yapılacağı aylar öncesinden duyurulmuştu ve doğrusu Kahramanmaraş’ın o eski coşku ve heyecanı yeniden yaşayacağını ve milli ruhun, istiklal ateşinin gökleri bile aydınlatacağını ümit ediyordum. Bu aynı zamanda Kahramanmaraş’ın her yönüyle tanıtımı içinde önemli bir fırsat olacaktı. 

Son on gündür her gün Kahramanmaraş’tan bir dostumu, bir arkadaşımı arıyorum: “Ede, çete bayramı nasıl gidiyor? Şenlikler başladı mı?” diye soruyorum. Ama maalesef “Ede, ne bayramı, kimsenin bir şeyden haberi yok. Yasak savma kabilinden yapılan birkaç faaliyetin dışında fazla kayda değer bir şey de yok.” cevabını alıyorum. Mesela büyük tarihçi İlber Ortaylı Hocanın konuşma yaptığı Kahramanmaraş’ın en küçük salonlarından birisi dolmuş, taşmış. Aynı şekilde hukukçu, edebiyatçı Hayati İnanç Beyin konuşması büyük alaka görmüş. Bu iki şahsiyet gittikleri her yerde zaten geniş izleyici kitlelerine hitap ediyorlar. O sebeple de Kahramanmaraş’taki bu alakayı başta Büyükşehir Belediye Başkanı Hayrettin Güngör olmak üzere 100.Yıl Kutlama Tertip Heyetinin başarı hanesine yazmanın da bir anlamı yoktur. 

Televizyonlarda sıkça görmeye alıştığımız SETA Genel Koordinatörü Prof. Dr. Burhanettin Duran’ın 17 Ocak 2020 Cuma Günü saat 19.30’da Necip Fazıl Kültür Merkezinde yaptığı ‘’Liberal Dünya Düzeni ve Türkiye’nin Direnci’’ başlıklı -hakikaten de Kahramanmaraş’ın kurtuluşuyla yakından ilgili- konuşmasında salona dinleyici olarak hiç kimsenin itibar etmediği, son anda sağdan soldan bulunan -bazı iddialara göre de belediye çalışanları- otuz beş kişinin dinlemesinden dolayı bu ilgisizliğin faturası elbette ki tertip heyetine çıkarılacaktır. Keşke bu toplantı için SETA’ya on binlerce TL ödenmeseydi de daha önemli bir faaliyet için harcansaydı.

Bize minik kuşların anlattığına göre Büyükşehir Belediye Başkanı ile Elbistan Belediye Başkanının arası biraz limoniymiş. Kutlama bütçesinden Elbistan Belediyesi’nin istediği pay gönderilmemiş, Elbistan’a milli kurtuluşu anlatmak için gönderilen Kipaş Eğitim Kurumları Müdürü değerli tarihçi Mehmet Işık Beyin ‘’Kahramanmaraş Milli Mücadelesi’’ başlıklı konuşmasını yapacağı salona bir Allah’ın kulu gelmemiş. 

Bir başka husus bütün bu faaliyetler Ankara veya İstanbul’da faaliyet gösteren profesyonel bir tanıtım şirketine ihale edilmiş. Söz konusu şirkette tanıtım işini Kahramanmaraş’ta bir kısım alt yüklenicilere devretmiş. Keşke bu iş ta başından Kahramanmaraş’ın tarihini, milli mücadelesini, yüz sene önceki ve bugünkü Kahramanmaraş’ı her şeyiyle çok iyi bilen Kahramanmaraşlı bir şirkete verilmiş olsaydı.

Yukarıda ‘’yasak savmak kabilinden’’ ifadesini kullandık. Bir örnek verelim: Bir gezici tır üzerinden ilçelere ve büyük kasabalara tiyatro gösterisi yapılıyormuş. Tiyatronun konusu çok ilginç: ‘’Taş Mektep’’. Sakarya Savaşı esnasında Kayseri Lisesinden (Taş Mektep) neredeyse öğrencilerin tamamı cepheye gidiyor ve büyük çoğunluğu şehid olarak geriye dönemiyorlar. Tabii müthiş bir kahramanlık hikayesi. Bir iftihar tablosu. Ama Allah aşkına bunun Maraş Milli Mücadelesi ile alakası nedir? 

Maraş, kurtuluş harbinde taş mektep gibi nice büyük kahramanlık hikayeleri yaşanmıştır. Bunlardan birisi tiyatro eseri olarak sergilenemez miydi? Arslan Beyi, Rıdvan Hocayı, Yörük Selim’i, Kılıç Ali’yi, Kız Ahmed’i, Elbistanlı Doktor Mustafa Efendi’yi, Mıllış Nuri’yi, Ahmet Çavuş’u, Seydi Bacı’yı ve daha yüzlerce ismi bilinen bilinmeyen kahramanı konu alan bir tiyatro eseri sahnelenemez miydi? 

Anlaşılan odur ki 100.Yıl Kutlama işini üzerine alan profesyonel şirketin elinde ‘’Taş Mektep’’ tiyatrosu varmış. ‘’Dünya kadar para harcayıp yeni eser sahnelemektense bu para şirketimizde kalsın bizde elimizin altındaki oyunu sergileriz. Nasıl olsa yukarılardan ‘tavsiye’ edildiğimiz için de ne Büyükşehir Belediye Başkanı ne de başka yetkili itiraz edemez’’ diye düşünülmüş olmalı. 

Niyetimiz kimseyi zemmetmek değil ama milli kurtuluşun 100.yılının şanına yakışır ve kalıcı faaliyetlerle kutlanmasını beklemek de Kahramanmaraş’ın bir evladı olarak bizim hakkımızdır. 

Devam edeceğiz. Yarın: Bir Türk Yıldızları Bir Teknofest Kahramanmaraş’a da yakışmaz mıydı?

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here