Kırım Ey Kırım!

0
34

Kırım Türklerinin 77 yıl önce Sovyetler Birliği’nin kanlı lideri Josef Stalin’in kararı ile vatanlarından bir gecede toparlanarak tren vagonlarıyla Türkistan’ın muhtelif bölgelerine sürgün edilmesi sonucu yaşanan acılar hala sürüyor.

KIRIM SÜRGÜNÜ

Çarlık Rusyası döneminde Çariçe 2. Katerina’nın Kırım Türklerini yok etme politikası takip eden yıllarda tekrarlandı.  Çarlık Rusya’sı ve Sovyetler Birliği Kırım Türkleri üzerindeki baskı ve imha politikasını sürdürdü. Günümüzde de Rusya Federasyonu tarafından aynı baskı ve imha politikaları devam etmektedir.

Osmanlı-Rus savaşının ardından 1774’te Küçük Kaynarca Anlaşması’nın imzalanması ile Kırım Hanlığı Osmanlı Devleti’nden ayrıldı. Rusya 1783’te Kırım Hanlığı’nı işgal ederek Kırım Türklerine baskı uygulamaya başladı. Baskı politikaları nedeniyle pek çok Kırım Türkü Osmanlı topraklarına göç etti.

Kırım Yarımadası, İkinci Dünya Savaşı döneminde bir süre Nazi Almanyası’nın kontrolünde kalsa da Kızıl Ordu tarafından geri alındı. Kırım Türkleri, Sovyet ordusu saflarında Nazi Almanya’sına karşı savaşmalarına rağmen bazı Rus komutanlar tarafından Almanlarla iş birliği yaptıkları iddiasıyla suçlandı. Kırım Türklerine yönelik baskı ve imha politikasının bahanesi olan bu iddia üzerinden Kırım Türklerinin vatanlarından sürülmesi istendi.

 

18 MAYIS 1944’TE SÜRGÜN VE İMHA HAREKATINI BAŞLATTILAR

Komünist Sovyetler Birliği lideri Josef Stalin’in çıkardığı bir gizli kararname ile Kırım Türklerinin Asya bozkırlarına sürgün edilmesi kararı alındı. Sovyet askerleri, 18 Mayıs 1944’te saat 03.00 sıralarında ansızın başlatılan operasyonla, çoğunluğu kadın, çocuk ve yaşlılardan Kırım Türklerini hayvanların taşındığı tren vagonlarına doldurdu.


250 BİNE YAKIN KIRIM TÜRKÜ SÜRGÜN EDİLDİ

Üç gün içerisinde 250 bine yakın Kırım Türkü, Türkistan coğrafyasının değişik bölgelerine ve Sibirya’ya tren vagonlarında sürgün edildi. Sürgüne maruz kalan Kırım Türklerinin bir kısmı kötü ve ağır şartlardan yolda (7.900 kişi) bir kısmı da sürgün edildikleri bölgelerde(44.887 kişi) hayatını kaybetti. 

 

1965 YILINDAN İTİBAREN…

Kırım, Stalin’in ölümünden sonra 1954’te Ukrayna Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti’ne hediye edildi. 1965 itibarıyla yarımadadan sürgün edilen Kırım Türkleri öz vatanlarına dönüş çalışmalarına başladı. Sovyetler Birliği’nin dağılmasından sonra Kırım Türklerinin vatanı, Ukrayna’ya bağlı Kırım Özerk Cumhuriyeti olarak ilan edildi. 

Bu gelişmeden sonra Değişik Türk cumhuriyetlerinde hayata tutunan Kırım Türkleri süratle anavatanlarına göç etmeye başladılar. Türk Cumhuriyetleri’nin bağımsızlıklarının 1. yıl dönümünde  bendeniz de ilk “Turan haccı”mızı yapmak maksadıyla bir grup arkadaşımızla beraber Özbekistan (Taşkent, Hive, Buhara, Semerkant), Kazakistan (Almatı, Çimkent, Cambul, Yesi- Türkistan) ve Kırgızistan (Bişkek) seyahati gerçekleştirmiştik. Bu seyahat esnasında saydığım şehirlerde yaşayan Kırım Türkleri’nin büyük bir coşku ve heyecanla bütün varlıklarını adeta yok pahasına satıp Kırım’a göç ettiklerine şahit olmuştum. 

Burada zikretmeden geçemeyeceğim bir başka husus da uzun yıllar İngiltere’de vatan hasretiyle yaşayan ve anavatanı Kırım ile ilgili ölümsüz eserler yazan (Badem Dalına Asılı Bebekler, O Topraklar Bizimdi, Yurdunu Kaybeden Adam, Yansılar 1-2-3, v.b.) Cengiz Dağcı’nın 22 Eylül 2011’de İngiltere’de hayata gözlerini yumması üzerine Türkiye’den bir grup aydının özellikle Avrasya Yazarlar Birliği Başkanı Yakup Ömeroğlu ve Kardeş Kalemler Dergisi Genel Yayın Yönetmeni şair-yazar Ali Akbaş ağabeyin olağanüstü çabalarıyla aziz naaşının Kırım’a, doğduğu köye defnedilmesidir. 

Hadise şöyle gelişti, o tarihte New York’ta Birleşmiş Milletler toplantısında bulunan Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı Prof. Dr. Ahmet Davutoğlu’na Yakup Ömeroğlu ve Ali Akbaş ağabey telefonla ulaşarak merhumun hiç olmazsa vefatından sonra vatan toprağına kavuşmasını arzu ettiklerini dile getiriyorlar. Bunun üzerine Sayın Bakan o tarihteki Ukraynalı mevkidaşına “size misafir geleceğiz” diyor. Cevaben, “çok memnun oluruz, buyrun gelin” denilince Sayın Davutoğlu: “Cengiz Dağcı ile beraber geleceğiz” diyor. Ukrayna Dışişleri Bakanı ve Ukrayna yönetimi de bir âlicenaplık göstererek bu talebi karşılıksız bırakmıyorlar. 

Doğduğu yaşadığı toprakları -dünyada hiçbir yazarın anlatamayacağı kadar güzel, derin hasretlerle, sancılarla, gönül acılarıyla- tasvir eden Cengiz Dağcı “Yansılar romanında yazdığı  ve arzu ettiği şekilde Gurzuf’ta denize bakan bir tepenin yamacında toprağa verilerek sonsuzluğa uğurlanıyor.

Yıllar sonra Kırım Türklerinin 1944’te öz vatanlarından sürgün edilmesiyle açılan yarası günümüzde de tekrar kanamaya başladı.

Rusya Federasyonu, Ukrayna’nın başkenti Kiev’de 2014’te baş gösteren meydan olaylarıyla birlikte Kırım Özerk Cumhuriyeti’ni yasa dışı ilhak etti. Rus yönetimi altında Kırım Türkleri Çarlık Rusyası ve Sovyet Rusya’sında olduğu gibi yine baskı politikalarına maruz bırakıldı.

Rus yönetimi, başta Kırım halkının lideri Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu ve Kırım Türklerinin iradesini temsil eden Kırım Tatar Milli Meclisi’nin (KTMM) yöneticilerine yarımadaya giriş yasağı koydu. Rus mahkemesi Kırım Tatar Milli Meclisi’ni “aşırıcı örgüt” kapsamına alarak faaliyetlerini yasakladı. Meclis Kiev’e taşınmak zorunda kaldı.

Rus güvenlik güçlerinin baskıları nedeniyle binlerce Kırım Türkü evlerini terk ederek yarımadadan ayrılarak adeta yeni bir sürgün yaşadı. Yarımadada kalan Kırım Türk halkının evlerine, camilerine, okullarına baskınlar ve gözaltılar Kırım’ın ilhakından beri artarak devam etmektedir.

Kırım Türk halkının lideri Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu, Kırım Tatar Milli Meclisi yetkilileri ile birlikte Kırım Türklerinin öz vatanına dönüş mücadelesini hem Ukrayna’da hem de uluslararası alanda sürdürmektedir.

 

Devam edeceğiz… (1970’lerden Günümüze Türkiye’de Kırım Davası)

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here