USÜL ESASTAN ÖNCE GELİR*

0
77

Efendi Barutcu 05.04.2017 
16 NİSAN 2017’de Türk milleti olarak, tarihi bir anayasa oylaması gerçekleştireceğiz. Cumhurbaşkanı, iktidar partisi, TC hükümeti, MHP genel başkanı Dr. Devlet Bahçeli ve yakın çevresi, Ak parti iktidarları döneminde iyice semizleşen sermaye grupları ve bunların kontrolündeki havuz medyası bu anayasa oylamasından evet sonucu çıkarmak için akıl almaz yollara başvurmaktadırlar. Bir kere daha işin başında fahiş hatalar ve usülsüzlükler yapılmıştır.

Anayasa’nın 175’inci maddesine göre, oylama “gizli oyla” yapılır. Keza TBMM İçtüzüğü’nün gizli oylama usulünü belirleyen 148’inci maddesi de;“Milletvekillerine beyaz, yeşil ve kırmızı renkte üç yuvarlak birlikte verilir. Bunlardan oy olarak kullanılacak yuvarlak, bunun için gösterilen kutuya atılır. Diğer iki yuvarlak ayrıca belirtilen yere bırakılır” demektedir.

Görüldüğü gibi oyunu açık kullanan ve keza kırmızı ve yeşil yuvarlıkları belirtilen yere bırakmayan, yanında taşıyan ve diğer milletvekiline gösteren milletvekilleri, gerek Anayasa’nın 175’inci maddesini gerekse TBMM İçtüzüğü’nün 148’inci maddesini çiğnemişlerdir.

Anayasa’yı ve TBMM İçtüzüğü’nü böylesine apaçık bir şekilde çiğneyen milletvekillerinin bulunduğu bir ülkede, Anayasa’nın üstünlüğü ilkesinin ne anlamı olabilir. Biri çıkıp, “Türkiye’de milletvekillerinin oyu üzerinde baskı kurulabiliyor. Sıradan vatandaşların oyu üzerinde baskı kurulmadığına ben inanmıyorum dese, ona karşı kimin, ne sözü olabilir?” 1

Halen gerek Cumhurbaşkanı, gerek Başbakan, gerekse bakanlar ve iktidar partisine mensup milletvekilleri, hatta iktidarı destekleyen sivil toplum kuruluşları, sözde “tesis açılışları” adı altında, MHP genel başkanı ve ”yol arkadaşları” ise –yaptıkları toplantılara ülkücü milliyetçi camiadan pek alaka gösterilmese de – göz yaşartıcı fedakarlıklarla(!) çalışarak, seçim kanunlarını da hiçe sayarak alenen “evet” propagandası yapmaktadırlar. Bu konuda il seçim kurulları ve Yüksek Seçim Kurulu’nun suskunluğu ise, hukukun üstünlüğü adına bir başka talihsizliktir.

Teklif’e destek açıklaması yapan MHP de kendi Meclis grubu üzerinde aynı baskıları artırarak sürdürmüş, disiplin hükümleri uygulanacağı tehditleri savrulmuş, AKP ve MHP milletvekilleri “açık oy” vermeye zorlanmıştır.

Bizi derinden yaralayan bir sahne de, 1980 öncesi MHP gençlik kolları genel başkanlığı da yapmış bir MHP milletvekili arkadaşımızın oyunu kullandıktan sonra,“hayır” oyunu temsil eden pulunu -MHP ile irtibatı sadece son seçimlerde MHP milletvekilliğine seçilmiş olmasından ibaret olan bir hanımefendiye- teslim etme görüntüsünün televizyon ekranlarına da yansımış olmasıdır. (Yaşasın milletvekillerinin hür(!) iradesi.)

Neticede MHP,“hayır” oyu vereceğini açıklayan üç milletvekili ve bir eski vekili partiden ihraç etmiştir. Bu baskılar, millet iradesine yapılan ve kanuni olmayan baskılardır. Mevcut Anayasa’nın 175’inci madde hükümlerinin ihlal edilmesidir.

Halbuki 19’uncu asrın büyük hukuk alimi Ahmed Cevdet Paşa’nın, Mecelle’deki; “Usul, esasa takaddüm eder” (Usul, esastan evvel gelir) düsturu hatırlardan çıkarılmamalıydı.

Daha işin başında usül ve esaslara riayet edilmeyen, hukukun üstünlüğünü hiçe sayan bir anayasa değişikliği teklifine ancak “HAYIR” demek gerekir inancındayız.

*Ahmed Cevdet Paşa(Usül esasa takaddüm eder)
1 Kemal GÖZLER, Elveda Anayasa, s: 128-129, Ekin Yayınları, 2017, Bursa.

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here