VEDA 

0
74

“NE ACILAR GÖMDÜM,
BEN YÜREĞİME,
EN BÜYÜK MEZARLIK
BENİM GÖNLÜMDÜR”
Yukarıdaki mısralar fotoğrafta ki yanında oturduğum aziz Mustafa ŞEN hocamın son şiir kitabı “VEDA”nın arka kapağındaki dörtlüktür. Bu kitabı bize en son eşimle birlikte bir bayram ziyaretinde imzalayıp hediye etmişti. Hocamı ben zaman zaman telefon ile arar ziyaretine giderim. En son birkaç gün önce görüştüğüm Bursa Eğitim, Gazi Eğitim eski hocalarından Ökkeş ÖNEMLİ hocam: Mustafa ŞEN ile görüşüyor musun diye sorunca, birkaç aydır gidemediğimi hatırladım ve aynı gün ziyaretine gittim ve Ökkeş Hocam ile de telefon ile görüştürdüm.
Mustafa ŞEN Hocam şimdi 91 yaşında, biraz kulağı ağır işitiyor, biraz da tanıma hafızası zayıflamış, onun dışında maşallah zihni melekeleri sapasağlam. Özellikle de milletimize olan derin sevgi hizmet aşk ve heyecanından hiçbir şey kaybetmemiş. “Benim için uzun ömür dilemeyin, bu bana beddua oluyor, hayırlı sağlıklı ömür dileyin. Yüce Yaradan kimsenin bakımına muhtaç olmadan emaneti alsın diye dua edin”diyor.
Bendeniz 1971 senesinde Bursa Eğitim Enstitüsü Matematik Bölümü’ne kayıt olduğumda okulun müdür başyardımcısı ve meslek dersleri hocamızdı. Kocaman enstitüde bizi anlayan, yüreği bizim gibi Türklük ateşi ile yanıp tutuşan beş on hocamızdan birisiydi. Daha önce kuruculuğunu yaptığı Uşak Öğretmen Lisesi’nde uzun yıllar müdürlük yaptığı için idarecilik mesleğinde son derece tecrübeli, mevzuata hâkim bir o kadar titiz ve dikkatli bir insandı. Bizler ise yirmili yaşların heyecanlarıyla kendimizde bütün dünya ile dövüşecek gücü bulan, ülkücülük-milliyetçilik davasının neferleri, gönüllerimizde demir dağları eritecek ülkü ateşi, dillerimizden eksik olmayan ,türküler, marşlar:
“9 IŞIKÇI ERLERİZ MİLLİYETÇİLERİZ,
TÜRK YURDUNUN BEKÇİLERİ, ÜLKÜCÜLERİYİZ
HER HESAP TÜRKE DOĞRU, HER HESAP TÜRKLÜK İÇİN OLACAK
YABANCILARIN OYUNU NİHAYET BULACAK
ATOM VE FÜZE SANAYİİ İLK HEDEF OLACAK
YABANCILARIN OYUNU NİHAYET BULACAK”
Veya bir başka gün:
“SEMERKANTLAR KERKÜKLER, SEMERKANTLAR KERKÜKLER
YASLI YARALI TÜRKLER, YASLI YARALI TÜRKLER
ARTIK ALPARSLAN KÜKRER, ARTIK ALPASLAN KÜKRER
SELAM SANA BAŞBUĞUM, SELAM SANA BAŞBUĞUM”
Milletimizin şanlı tarihinden, yüce dinimizden, ecdadımızın kurduğu Cihan Şümul medeniyetlerden aldığımız güç ile bu topraklar üzerinde çağı hayran bırakacak bir Türk İslam medeniyetini, sanayileşmiş kalkınmış Yüz milyonluk milliyetçi büyük Türkiyeyi kurma davası güdüyorduk. Rüyalarımızda Rus ve Çin işgalinden kurtulmuş Türkistan’nın uçsuz bucaksız ovalarında at koşturuyor, Ruhları Altayların ve Tanrı Dağının zirvelerinde dolaşan atalarımızın manevi huzurlarında diz vuruyorduk. Ve hep birden haykırıyorduk:
“ERGENEKON YURDUN ADI
BÖRTEÇİNE KURDUN ADI
DÖRT YÜZ SENE DURDUN HADİ
ÇIK EYY YÜZBİN MIZRAĞIMIZ”
Okulda sadece biz ülkücüler değil ruhunu Paris’e Moskova’ya Pekin’e satan zavallılarda vardı. Aslında bunların birçoğu adalet duyguları istismar edilmiş Türk çocukları idi. Ama kayıp nesillerdi.
Adımızın sık sık karıştığı öğrenci olaylarından dolayı disiplin kuruluna sevk edildiğimizde, kurul başkanı Mustafa ŞEN hocam ve üye rahmetli İhsan Beyreli hocamın gayretleriyle çoğu zaman okuldan atılmaktan kısa süreli uzaklaştırma cezaları ile yakayı kurtarıyorduk. Bizim ele avuca sığmaz delişmen çağımız, hocam ise titiz ve dikkatli, biz onun bu halini pasif olmakla suçluyoruz. Zaman zaman saygı sınırlarını zorlayıp tartıştığımızda gözleri doluyor ve “ne yaparsanız yapın kaleyi terk etmeyeceğim” diyordu. 
1973 Milletvekili Genel seçimlerinden sonra Bülent Ecevit’in Başbakanlığı’nda kurulan CHP-Milli Selamet Partisi hükümetinde Milli Eğitim Bakanlığına getirilen “ABD’den doktoralı” Mustafa ÜSTÜNDAĞ bakanlığın her kademesine aşırı solcu bilinen kişileri getirerek milli eğitimde adeta bir “Haçlı Seferleri” başlatıp Ülkücü Milliyetçi bilinen öğretmen ve idarecileri uydurma müfettiş raporlarıyla sürgünlere gönderiyordu. Bursa Eğitim Enstütüsüne de gelen Bakanlık Müfettişleri Mustafa ŞEN hocamın mevzuata hakimiyeti sayesinde ona bir şey yapamıyorlar, Almanca Bölüm Başkanı ve Müdür Yardımcısı Celal ER hocamız Samsun Eğitim Enstütüsüne, Mehmet Mediha ERTAN isimli karı koca aşırı solcu hocalar İzmir Buca Eğitim Enstütüsüne sürgün ediliyor. Kısa süre sonra İzmir de meydana gelen depremde koca şehirde (Hikmet-i Hüda) sadece bu karı koca hayatını kaybediyor.
1975 yazında müessif bir hadiseden kaçak duruma düşünce, emniyetin ve cumhuriyet savcılığının fellik fellik bizi aradığı günlerde sığınacak limanımız Mustafa ŞEN hocamın Eğitim Enstitüsi sınırları içerisindeki kendisine tahsis edilen evi olmuştu. 
1975 Nisan’ında kurulan Milliyetçi Cephe hükümetinde Milli eğitim Bakanlığına büyük milliyetçi ve vatansever insan Ali Naili ERDEM (Allah hayırlı ömürler versin), bakanlık müsteşarlığına merhum Ahmet Nihat AKAY, Öğretmen Okulları Genel Müdürlüğüne, Ülkücü Türk Milliyetçiliğinin iftahar kaynaklarından imanlı ve vatansever ,şahsiyet abidesi Merhum Ayvaz GÖKDEMİR getiriliyor. Ve Milli Eğitim Bakanlığının her kademesinde Türk Milliyetçilerine önemli vazifeler veriliyor. Ankara da hem öğrenci hem de öğretim üyeleri itibariyle aşırı solun, bölücülüğün, mezhepçiliğin her firaksiyonun yer aldığı gazi eğitim enstitüsü (Bugün ki Gazi Üniverstesinin nüvesi) müdürlüğüne ise Eylül 1975’te Mustafa Şen hocam tayin ediliyor. Beraberinde tayin edilen bir grup ülkücü milliyetçi, idareci ve öğretim üyeleriyle birlikte aşırı sola karşı -her türlü ölüm tehditlerine aldırmaksızın- amansız bir mücadele veriyorlardı. 
Aşırı solcular tarafından şehit edilen Gazi Eğitim Enstitüsü öğrencilerinden Alparslan GÜMÜŞ’ün cenaze merasiminde Mustafa ŞEN hocamın yapmış olduğu “yüksek iman, vatanseverlik ve mücadele azminin ifadesi” konuşması hala anlatılır.
1978 yılının sonlarında CHP Genel Başkanı Bülent ECEVİT’in Adalet Partisine mensup 11 milletvekilini İstanbul da ki meşhur Güneş Motel de -her birini bakanlık vaadiyle ayartıp-, Adalet Partisinden istifa ettirip ikinci Milliyetçi Cephe Hükümetinin yıkılmasıyla ve Ecevit’in Başbakanlığında yeni bir hükümet kurulmuştu. 
Milli Eğitim Bakanlığına getirilen Mustafa Necdet UĞUR’da selefi Mustafa ÜSTÜNDAĞ’ı aratmayarak Milli Eğitimde yeni bir “Haçlı Seferleri”başlatmıştı. Binlerce Ülkücü Milliyetçi idareci ve öğretmen görevlerinden alınıyor, aşırı solcu bölücü militanların hakimiyet kurduğu kurtarıcı bölge ilan ettikleri şehirlere veya semtlere sürgün ediliyorlardı. Bursa Eğitim Enstitüsü mezunu Mardin de şehit edilen öğretmen Metin ÖZCAN bunlardan biridir. Mustafa ŞEN hocam ise 51 yaşında res-en emekliye sevk edilmişti.
Bizim mahpushane yıllarımızda mektuplarıyla devamlı bize manevi destek olmuş, vefa timsali hocalarımızdan biridir. Biz normal hayata döndüğümüzde bir süre Ankara Keçiören de aynı mahallede oturduk. Bayramlar da ve özel günlerde eşim ile beraber ziyaretlerine giderdik. Merhum eşinin vefatından sonra bir süre İstanbul da en küçük evladı Tarhan Beyin yanında kaldı. Tarhan’ın da genç yaşta vefatından sonra tekrar Ankara’ya döndü, şimdi hatıralarıyla yaşıyor. “Öğretmenliğe doyamadım, çocukları özleyerek yaşamaya çalışıyorum.”diyor ve “beni en çok Uşak Öğretmen Okulunda ki öğrencilerim arıyor” diyor.
“İbrahim BOYSAL ağabey, İsmail DEDEBAŞ, Faruk YÜCER, Hayrettin GÖKÇE, Ankara dan Yunus DÜMEN kardeşim, Gazililer bilesiniz hepinizin kulaklarını çınlattık. 
Aziz dostlar, Mustafa ŞEN hocamın “ VEDA” isimli şiir kitabından bir dörtlükle başladık. Merhum Hüseyin Nihal Atsız Beyin bir şiiriyle bitirelim.
SONA DOĞRU 
Bilsin cihan ki ben bu cihanın nesindeyim:
Bir ülkünün mehabetinin zirvesindeyim.
Dünya denen mezellete dalsın her isteyen;
Ben ırkımın şeref taşan efsanesindeyim.
Herkese bir özleyişle yaşar…
Ben de öylece Altaylar’ın ve Tanrıdağ’ın çevresindeyim.
Merdanelikle şöyle bakıp ayrılıklara
Son menzilin hüzün dolu kaşanesindeyim.
Artık veda zamanına pek fazla kalmadı;
Yorgun ve kimsesiz ölümün bahçesindeyim…

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here